2014 / 16 Şubat

Keşke arabalar uçsaydı!


Ceren çıkartmalı kitapları çok seviyor. Nerede bir kitapçı görsem kendimi tutamıyorum ve alıyorum iki yaşındaki biricik kızıma en güzellerini. Elimdeki kitapları görünce mutluluktan uçuyor ve en sevdiği oyuncaklar olan arabaları bile bir kenara bırakıyor. En son Londra’da beş katlı oyuncak mağazasında kendimi kaybetmiş ve bulabildiğim tüm çıkartma kitaplarını almıştım. O kadar cicili bicili ve güzellerdi ki daha önce aldıklarımın yanında muhteşem görünüyorlardı. Türkiye’de böylesi yok dedim içimden, hayıflandım. O kadar beğenmiştim ki aldıklarımı, şimdi ise ne kadar da düşünmeden hareket etmişim diyorum.

IMG_5141

Özellikle prensesli olana Ceren bayıldı. Kitabın ortasında bulunan çıkartmaları 5-10 saniyede kitabı tarayarak çıkartmaların daha renksiz olarak konumlandırılmış yerlerini buluyor ve üzerine yapıştırıyordu. Gurur duyuyordum minik akıllı kızımla. Övünüyordum ne kadar hızlı tarıyor ve buluyor şekilleri diye. Bir kez daha yanılmışım.

IMG_5142Ta ki bir gün DNR’da İş bankası yayınlarının bir çıkartma kitabını buluncaya kadar. Kitap arabalar ile ilgiliydi. Fakat her bir sayfada başka bir senaryo vardı. Bir sayfada karayolu, bir sayfada araba yıkama yeri, başka bir sayfada araba vapurunu görebiliyordunuz. Çıkartmaları da senaryoya göre gruplandırmışlardı. Çocuklardan kendi hayal güçlerini kullanarak kendi senaryolarını yaratmaları isteniyordu. Her çocuk farklı bir senaryo ortaya çıkarabilirdi. İlk sayfayı açtık birlikte. Ceren bir an duraksadı. Bir karayolu vardı önünde. Ve elinde bir sürü araba ve egzoz çıkartmaları. İlk arabayı elinde bir süre tuttu. Nereye yapıştıracaktı? Yer göstermemişlerdi. Bana baktı. “Arabalar nerde olur annecim?” dedim. (Bir hata daha.) Gösterdi. “Yapıştır” dedim. Korka korka yapıştırdı. İkincisi daha kolay oldu. Sonra üçüncüsü. Hiç planlamadan yaptığı için bazı arabalar birbirinin üzerine binmişti. Keşke arabalar uçsaydı dedim içimden daha sonra. Yine sınırlamıştım onu. Bu sefer ben, kitap değil.

IMG_5143Sonraki sayfa ise bir araba yıkama yeriydi. Beni uyandıran kısım da burası oldu. Araba yıkayan fırçalardan bir tanesi senaryoda arka plan olarak eklenmişti. Ceren’in bir fırça daha yapıştırması bekleniyordu. Ama nereye? Benim minik kızım doğru yaptığından emin ve gururlu bana baktı ve ikinci fırçayı ilk fırçanın üzerine yapıştırdı. Çünkü daha önce hep öyle yapmıştı. Gülümsedim ve bu sefer bir şey demedim. Çok eğlenmişti.

Bu aydınlanma anından sonra, benzer durumları okullarımızda sıklıkla yaşadığımızı farkettim. Çocuklarımızı eğitim hayatları boyunca süslü püslü, velilerin başını döndüren son model teknoloji ve bazen kendimizin bile anlamlandıramadığı öğrenme/öğretim metodlarıyla donatıyoruz. Bunları büyük bir emek, kaynak ve zaman harcayarak yapıyoruz. En son Antalya Özel Okullar Birliği Eğitim Sempozyumu’nun ana konuşmacısı Ziya Selçuk “moda” olan teknoloji ve öğrenme/öğretim metodlarına bir gönderme yapmış ve bir ana okulunda tanık olduğu bir olayı örnek olarak vermişti ki, bunu asla unutamayacağım. Ana okulu sene sonu gösterisinde uzay temasını kullanıyor ve bu gösteri öncesinde öğrencilere bir dizi etkinlik yaptırıyor. Çocuklar uzayı öğreniyorlar, gezegenleri, yıldızları. Resimler çiziyorlar, oyunlar oynuyorlar, maketlerini yapıyorlar. Veliler gurur duyuyor, “Çocuğum ne kadar şey öğrenmiş. Bizim zamanımızda böyle değildi, şimdi çocuk olmak vardı.” diyorlar. Ziya Selçuk daha sonra bir veli ile çocuğu arasındaki konuşmaya şahit oluyor. Çocuk “…. ne zaman olacak anne?” diyor, anne de “yatcaz kalkcaz, yatcaz kalkcaz olacak” diyor. Tüm salon güldü bu hikayeye. Ama alındık mı üzerimize, evet!

Kızım yatacak kalkacak yine araba çıkartmalarını araba resimlerinin üzerine yapıştıracak bir süre. Olsun varsın, ben vazgeçmeyi düşünmüyorum. Öğrenilmiş yanlışlarının kendisi bir gün bulacak doğrusunu elbet. Benim görevimse sadece yanında olmak ve ona her an hayranlık duymak.

 

Comments are closed.

CONTACT ME

Address: Arnavutköy Mah., Kuruçeşme Cad. No:87, Arnavutköy/İstanbul

Phone: (0212) 359 2222

Email: burcuaybat {at} gmail {dot} com