2010 / 4 Mayıs

IETC 2010 Sunum Notları


making-list-0808-lg-5041854

İşte sunumlardan kısa kısa bilgiler… Konferans ile ilgili bilgi almak için tıklayınız…

Dijital Yetkinlik Düzeyi İle İlgili Araştırmalar: Ankara’daki özel anaokullarinda yapılan bir dijital yetkinlik anketi ile ilgili sonuçlar beklenildiği gibi olduğunu düşünüyorum. Sonuçları genellemek tabi ki zor olacaktır fakat yine de paylaşmak istedim. Bu ankete göre öğretmenlerin yarıdan fazlası teknolojiyi okulda kullanıyor ve kullanım süresi 2-3 saati geçmiyor. Bilgisayar ve interneti eposta, bilgiye ulaşma, sosyal ağlar ve oyun için kullanan öğretmenlerin görüşleri incelendiğinde farkındalıkları ve motivasyonlarının yüksek fakat erişimleri ve yetkinliklerinin düşük olduğu sonucuna ulaşılmış. Yetkinliğin ise en çok motivasyonla bağlantısı olduğu bulgusu da bence araştırmanın en can alıcı noktasıydı. Yurt dışında yapılan diğer bir araştırmaya göre öğretmenlerin becerilerinin en düşük seviyede görüldüğü alan ise multimedia sunumlar ve tasarım stratejileri olmuş. Ayrıca takım arkadaşları ile işbirliği ve araştırma ve bilgi arama stratejileri içeren çalışmalarda da veriler düşük çıkmış. Bu araştırmada ilginç olan nokta ise öğretmenlerin yetkin olduklarını düşündükleri alanda daha fazla hizmet içi eğitim talep etmeleri. Ben de kendi kendime öğretmenlerin daha önce tanışmadıkları teknolojilerin çalışmalarına ve öğretimsel etkinliklerine faydalarını öngörmelerinin çok zor olacağını tekrarladım. Ayrıca bu araçların kullanımı için gerekli olan teknik bilginin yetersizliği de özgüven eksikliğine ve motivasyon düşüklüğüne sebep oluyor olabilir.

Cognitive Load: Eğitim teknolojilerinin insan aklı ile eşleşmesi üzerine yapılan bir sunum şu açıdan ilgimi çekti: Cognitive load (bilişsel yük) kavramı ile tanıştığımız sunumda (Cognitive load yönergeler sırasında çalışan hafızanın üzerine biriken yük  olarak tanımlanabilir.) etkin öğrenme için üretkenliğin (productive) arttırılması, kaybın (wasteful) da azaltılması vurgulanıyor. Örneğin cognitive load ile ilgili basit bir örnek verecek olursak (12 + 13 = ?) sorusu kolay bir soru ve bilişsel yük getirmiyor fakat eğer soru (12484 + 29054 = ?) olsaydı bilişsel yük getiren bir soru olacaktı. Pek çok yeni bilginin aynı anda sunulması, derinlemesine bir araştırma içerisine girilmesi ve yeni başlayanlar için yetersiz desteğin verilmesi & uzmanlar için fazla bilginin verilmesi “wasteful” olarak tanımlanıyor. Bence bu sunumdaki en ilginç konu ise “split-attention effect” idi. Bu etki zayıf nitelikteki öğretimsel metaryalin vermiş olduğu bir etki. Özellikle aynı sayfanın içerisinde pek çok farklı bilginin aynı tarzda (görsel ve görsel) verilmesi. Bu okuyucunun dikkatini bölüyor ve öğretimsel materyalin etkinliğini azaltıyor. Sadece web sayfaları, LMS sistemleri ve bloglar için değil aslında tüm öğretimsel materyaller için dikkate alınması gereken bir konu olduğunu düşünüyorum.

Blended Learning Theory: Konferansın şüphesiz en popüler konusu. Blended learning theory ile ilgili 10 dan fazla sunum yer aldı. Sadece online teknolojilerin eğitimin ihtiyaçlarını karşılamadığını düşünen akademisyenler için ne kadar çevrimiçi, ne kadar mobil, ne kadar da yüz-yüze olacağımızın formülünü bulmak zor olacak gibi. Doğru harmanlama nasıl oluyor sorusuna ise soruyla cevap verildi: “Amacınız ne?” Blended learning theory’i benimseyen uygulamalar genelde “öğretimsel / instructional” oluyor “oluşturmacı/constructional” değil tartışması oldu. Bu yüzden neyi yüz-yüze, neyi çevrimiçi yapacağınıza iyi karar vermek gerekiyor. Bu formülün ise öğrenci profiline, kültüre, kullanılan teknolojilere ve uygulanılan öğretimsel strateji ve tekniklere göre farklılık göstereceği görüşündeyim. Popüler bu teoriyi uygulan yüksek öğrenim kurumları standartların belirlenmesi ve modellerin oluşturulmasını bekliyorlar. Buradaki en ilginç öneri de şuydu: “Sadece yüz-yüze çalışmaları değil çevrimiçi oturumları da planlayın!” Blogu yeni yeni sınıf içi etkinlikleri ile birleştiren benim için planlama aktivitelerime çevrimiçi çalışmaları da eklemeyi unutmamam gerektiğine bir hatırlatma oldu bu öneri.

Viki, Blog ve Moodle: Katıldığım iki önemli sunum ise Viki ve Blog ile ilgiliydi. Mediawiki ile yapılmış bir proje tabanlı çalışma sonucunda öğrenciler genel olarak araç ve yaşanılan tecrübe ile ilgili olumlu geri bildirimler vermişler. İşbirliğini sağlayan araç sosyalleşme konusunda zayıf kalmış. Bunu mediawiki aracında iletişim ve sosyalleşme modülünün yer almamasına bağlıyorlar. Bir başka tartışma da bu araçların hala Web 1.0 araçları gibi algılanması ve kullanılması. Bu görüşlere tamamen katıldığım gibi aklıma başka bir fikir daha geldi. Bu araçlarla eğitim sürecinin ileri düzeylerinde tanışan kullanıcılar acaba Web 2.0 teknolojilerini görevlerine göre ayırıyor mu?  Yani bu araç bilgi edinme ile ilgili, bu araç sosyalleşmek için gibi. Daha açık söylemek gerekirse Mediawiki de bilgi paylaşıyorum, oluşturuyorum. Sosyalleşmeyi de Facebook da yapayım. Yoksa bu teknolojiler ile büyüyen gençler acaba böyle bir ayrıma gidecekler mi / gidiyorlar mı? Pek çok blog sunumu arasından seçtiğim blog sunumu ise oldukça başarılı bir çalışmaydı. Bu çalışmada da şu sonuca ulaşılmış: Öğrenciler blogu bilgi ve doküman paylaşımı için kullanıyorlar, işbirliği ve sosyal etkileşim için değil. Sunum sonunda akademisyen bir arkadaşımla yaptığımız tartışmada arkadaşım şöyle bir ifade kullandı “Belki de bloglardan çok şey bekliyoruz. Bloglar gerçekten işbirliği için doğru araç mı?” Her beceriyi geliştirme ve kullanma fırsatı yakalayacağımız bir araç bulmamız çok zor. Helen’in becerilerimizi ve edinimlerimizi sergileme fırsatı yakalayacağımız farklı pek çok çevrimiçi aracı kullanabileceğimiz fikri ve bunların hepsinin arasında bağlantılar kurmamıza olanak sağlayan bir platform arayışı bana çok mantıklı geliyor. Tek bir araç istediğimiz her yolu bize açmıyor. Bu araçları doğru yaklaşımlarla ve stratejilerle harmanlamak gerektiğini söylemek sanırım blended learning theory’e bir gönderme olacaktır. Benim bu sunum sonunda sunanlara bir sorum oldu ki şunu söyleyebilirim sunum içerisinde soru sorduğum çok enderdir. Merakıma ve blog uygulamasındaki hevesime yenik düşerek şu soruyu sordum: “İşbirliği ve sosyal etkileşimin olmadığını gözlemlediğinizi belirttiniz. Öğrenciler arasındaki işbirliğine ve sosyal etkileşime fırsat yaratmak, öğrencileri motive etmek için herhangi bir strateji kullandınız mı?” Sorum pek yanıt bulamasa da bunun için uygulamalar yapılmadığını ve akademisyenlerin blogun doğal olarak işbirliğine ve sosyal etkileşime sebep olup olmadığını ortaya koymaya çalıştıklarını sanıyorum. Boğaziçi Üniversitesi BÖTE öğrencileri ile yaptığım kısa bir konuşmada ise peer-work, öğrenci yöneticilerinin atanması ve çevrimiçi sohbetlerin yapılması gibi strateji önerileri geldi. Bence bu gibi basit öneriler işbirliği ve sosyal etkileşimi olumlu yönde etkileyebilir. Blog ve Vikilerden söz ediyorsak popülerliğini kaybeden Moodle’a da değinmeden olmaz. Katıldığım Moodle sunumunun iddası ise “Doğru (!?!) bir ortam yaratırsanız yüz-yüze eğitimin yarattığı fırsatların aynısını verir.” di. Neden o zaman blended learning theory den bahsedip kendimizi yoruyoruz. İlk sorumun cevabını alamamam motivasyonumu düşürmüş olsa da bu iddaya sorusuz kalamadım. Soru: “Her ne kadar Moodle’in potansiyeli olduğunu kabul etsek de Moodle bir içerik-merkezli sistem. Bize bu sistemi öğrenci-merkezli yapıya dönüştürebilmek için önerebileceğiniz modüller ve araçlar var mı?” Cevap olarak ise “Moodle’a ekleyeceğimiz öğretimsel materyale bağlı” olduğu geldi. Aklımdaki soru sanırım sizde de belirmiştir. O zaman neden Moodle? Moodle’in açık kod modüler yapısı pek çok kurum açısından çekici gelebiliyor. Yaygınlığı, kurulumda ve uygulamadaki kolaylıkları ve dil seçenekleri ile Türkiye’de tercih edilen LMSlerden biri. Kişiselleştirilmiş sistemlerin yaygınlaştığı şu dönemde eğitim kurumlarının tercih edeceği niteliklere sahip olsa da Moodle’ın potansiyelini etkin kullanamıyoruz diye düşünüyorum.

Google Wave ve Diğerleri: Geleceğin epostası olarak nitelendiren Google Wave, bir multimedya poster yaratma aracı olan Edu Glogster, işbirliği için kullanılabilen multiway audio aracı Wimba, hem real time desktop aracı hem de online meeting, web conferencing aracı olan Webex de sunum konuları arasındaydı. Wave’in işbirliği için yaratılan araçlardan biri olması nedeniyle ses getireceğini düşünüyorum. Hem eşzamanlı hem de eşzamansız katılımı mümkün kılması, beyaz tahta uygulaması ile etkileşimi sağlaması, eklentiler, dallanmalı mesajlar ve gruplarla iletişim seçeneği güçlü yönleri. Beta uygulaması üzerinde güvenlik uyarlamaları yapıldıktan sonra son versiyonu ile birkaç sene içerisinde hayatımızda yer alacak gibi görünüyor.

Mobil Teknolojiler ve 3G: Mobil teknolojilere ve 3G’ye değinmeden olmaz. Mobil teknolojilerin yakın zamanda yaygınlaşacağına çünkü toplumsal ve eğitimsel potansiyeli olduğuna dikkat çekildi. Ayrıca mobil teknolojilerin çok sık güncellenmesi, hızlılığı ve kolay ulaşımı sağlaması gibi avantajları da var hiç şüphesiz. Altyapı yetersizliği ve maliyetlerin yüksek olması dezavantajları arasında. Özellikle multimedia paylaşımı için hayatımızın vageçilmezleri haline gelen mobil teknolojiler ve paralelinde gelişen 3G teknolojisi. Katıldığım sunumlar arasında en ilgi çekenlerden biri de teknolojideki eğilimler oldu. Kendimi bilim kurgu hikayelerini dinler gibi hissettiğim sunumun son 5 dakikasi oldukça ilgi çekiciydi. 2004 ten bu yana kullandığımız web 2.0 teknolojilerinin yerini alacak semantik web dediğimiz, insanların taleplerini anlayan ve gerçekleştiren akıllı bir web teknolojisi: web 3.0. Ip üzerinden kişiselleşen bireysel yapılar ve sistemler, sanki içindeymişsiniz gibi hissedeceğiniz üç boyutlu görüntüler, 2. nesil – kişiselleştirilmiş görsel uzaktan öğrenme araçları (IP TV, Web TV, mobil tv), nano teknolojiler ve sadece yer ve zamandan değil ayrıca cihazdan bağımsızlık… Çok ütopik gibi görünüyor ama tahmin edilenden daha kısa sürede hayatımıza girecekler belki de…

The World is Open: Son olarak bir kitap önerisi ile uzun yazımı bitiriyorum. Yakın zamanda Curtis J. Bonk’un “The World is Open” isimli kitabını okumayı ve “eğitim bir kurum değil bir fenomendir” görüşünü daha yakından incelemek istiyorum.

Comments are closed.

CONTACT ME

Address: Arnavutköy Mah., Kuruçeşme Cad. No:87, Arnavutköy/İstanbul

Phone: (0212) 359 2222

Email: burcuaybat {at} gmail {dot} com