2011 / 31 Ocak

BETT SHOW


11-14 Ocak tarihleri arasında Londra’da düzenlenen BETT Show 2011 (British Educational Training and Technology Show) 80’den fazla çalıştay ve 600’den fazla standıyla göz doldurdu. 27. si düzenlenen BETT iki futbol sahası büyüklüğünde iki katlı bir kompleks olan Olimpia’da ziyaretçilere kapılarını açtı. Katıldığım ilk BETT Show olduğu için karşılaştırma yapmam mümkün olmasa da bu sene yoğunluğun arttığını düşünüyorum.  Buna BECTA‘nın (British Educational Communications and Technology Agency) kapanması ve bunun sonucunda da eğitim teknolojileri ile bağlantılı olan tüm kurum ve kuruluşların paniğe kapılmasının etkisi olduğu gibi, eğitim alanında teknolojilerin kullanımının artması ve bu alanda hizmet veren kuruluşların da yaratıcı çözümler ile müşterinin ihtiyacını karşılama yarışı da olabilir.

      

Peki BETT Show’da kimler vardı? Apple ve Microsoft gibi büyük firmalardan tutun da küçük ölçekli yazılım firmalarına kadar pek çok çeşitlilikte standa rastlamak mümkündü. Çeşitli yazılım ve donanım ürünleri, uzaktan eğitim çözümleri, Moodle ve Frog gibi popüler LMS ler, veli-okul-öğrenci iletişim teknolojileri, destek ürünler, profesyonel gelişim projeleri ve organizasyonları, esnek mobilya üniteleri, laptop şarj üniteleri ve dolapları, kaynak kitaplar ve magazinler, teknik destek ve güvenlik hizmetleri ve daha pek çoğu oradaydı. En ilgi çeken standlar da en gösterişli olanlar ve ipad çekilişleri yapanlar oldu şüphesiz. SMART’ın standında bizim bile iki gün çekilişe katıldığımızı hatta 1 numara ile SMART boardu kaçırdığımızı söylemeden geçemeyeceğim. Tüm standlarda ziyaretçilere büyük ilgi vardı. Ayrıntılı özel gösterimler, belirli saatlerde düzenlenen açık çalıştaylar, hediye çekilişleri ve broşür bolluğu ile benden tam puan aldı. Ayrıca BETT’in organizasyonu da büyük bir profesyonellik ile ele alınmış. Söylentilere göre 30.000 katılımcının dolaştığı bu büyük alanda ne kargaşaya yer vardı ne de beklemeye. Standlardan en beğendiklerim arasında SMART, PROMETHEAN ve FROG yer alıyor. Ama bunların dışında yazılım olarak wow dedirtecek pek birşeye rastlamadım doğrusu. Creaza, every1speaks, World Maths Day, I can Animate, Organic Chemistry, ve sunumuna da katıldığım IRIS benden geçer not aldı. 3D teknolojileri, clickerlar ve visualiserlar fazlasıyla ilgi gördü fuarda. Çeşitli bilgisayar firmalarının laptop sergileri ve Microsoft’un neredeyse tüm fuar alanından duyulan fazlaca gösterişli sunumları da dikkatimizden kaçmadı. Apple ve Adobe’nin standları da oldukça ilgili gördü. Tablet savaşlarında ise ipad açık ara önde gibi. Çeşitli LMS sistemlerinin de boy gösterdiği fakat Moodle çözümlerinin ve Frog’un popülerliğini yenemediği fuara okulumuzun Moodle sistemi Troodle için danışmanlık aldığımız Synergy Learning de katıldı. Diğer Moodle çözümleri üzerine çalışan danışman firmaları inceledikten sonra ne kadar doğru bir karar verdiğimizi görmek sevindiriciydi.

Katıldığım 6 çalıştaydan ilki “Big Society and ICT CPD (continuing professional development) – The way ahead?” Becta’nın kapanması ile bağlantılı olarak finansal ve akademik destek endişelerinin dile getirilmesi ile başladı ve sürekli kişisel gelişimi planlama ve uygulama ile ilgili öneriler sunarak devam etti. Bir network kurulması gerekliliğinden ve öğretmenlere ihtiyaç duydukları kaynaklara ulaşımının sağlanması ve onlara seçme yetkisi verilmesinin faydalı olabileceğinden bahsedildi. Schome projesine ve Naace gibi kişisel gelişim organizasyonlarına değinildi. Kısa ve uzun süreli eğitimler ve kurslar açılabileceğinden söz eden konuşmacı öğretmenlerin başarılarının ve çabalarının görülmesi ve tanınmasının önemli olduğunu vurguladı. Öğretmenlerin profesyonel anlamda destek alabilecekleri ve beklentilerini, hedeflerini ve sorularını  paylaşabilecekleri bir ortam yaratılması gerekliliği üzerinde durdu. Teachmeets uygulamasını buna bir örnek olarak gösteren konuşmacı, her okulun bu etkinliği kolaylıkla okul içi ve dışı ortamlarda uygulayabileceğinden söz etti. Teachmeet öğretmenlerin 2-7 dakika çalışma arkadaşlarına sınıf içi uygulamalarını sunduğu bir etkinlik. Bölüm bazında haftalık toplantılarda da uygulanabileceğini düşündüğüm basit ama kullanışlı bir fikir.

“Eğer ok ise hiçbir zaman yeterli değildir!” sloganıyla başlayan “Creating an innovative repository for lessons observations and best practice” ise daha önce de sözünü ettiğim IRIS projesi ile ilgili. IRIS ilk başta olur mu böyle şey dediğiniz ve eğer üzerinde biraz daha düşünüp doğru uygulandığında duvarları yıkmanızı sağlayacak bir fikir. Bu projedeki hedef ders gözlemlerini daha etkili hale getirmek. Buna göre sınıfa 360 derece çekim yapabilen bir kamera yerleştiriliyor ve öğretmenin isteği dahilinde gözlemci başka bir ortamda IRIS’ın özel platformu sayesinde dersi gözlemleyebiliyor. Bu sistemde gözlemci eşzamanlı olarak yorumlarını ekleyebiliyor ve öğretmen de bu süreçte ya da daha sonrasında isterse bu yorumları görebiliyor. Kayıtların öğretmen tarafından sahiplenilmesi sayesinde endişe hissini en aza indirmeye çalıştıklarına değinen konuşmacı, öğretmenlerin bu yöntem sayesinde derslerine ve kendilerine yönelik dönüşümlü düşünme yapabildiklerine değindi. Ayrıca sistem istenirse öğrenci gözlemi için de kullanılabiliyor. Böyle bir metodun öğretmen değerlendirme sürecinden çok koçluk sistemi ile daha uyumlu çalışabileceği görüşündeyim.

İlginç başlığı ile dikkatimi çeken “Smoke, Mirrors, White Elephants and Learning Platforms” bir LMS’in adaptasyon sürecini anlatan, şaşırtıcı şekilde hiç bir platformun reklamını yapmayan ve bana göre çalıştaylar arasında en faydalı bulduğım sunum oldu. 31 Ocakta kapanacağını duyuran BECTA’nın adaptasyon adımlarını (Farkındalık, Geliştirme, Adaptasyon, Entegrasyon ve Dönüşüm) incelemek çok faydalı. Site kapanmadan dökümanları arşivlemenizde fayda var. Kültürel olarak öğrenme yönetim sistemlerinin adaptasyonunda bazı barıyerlerimiz olduğuna değinen konuşmacı, öğretmenlerin bu tür ortamların başlarına fazla iş çıkarmalarından endişe duyduklarına değindi ve ekledi: “Bu tür platformlar aslında öğretmenlerin başına fazla iş değil farklı işler çıkarıyor.” Değindiği kritik bir nokta vardı ki o da bu adaptasyon sürecinde kullanıcılarımızı çok iyi tanımamız gerekliliğiydi.  Herhangi bir adaptasyon sürecinde kullanıcıların bir çan eğrisi şeklinde dağıldığını söyledi ve bu çan eğrisini 5 alana böldü. Çan eğrisinin sol yarısında bulunan ilk alanda “yeniliği çıkaranlar (innovator)” yer alıyor. Onları “erken adapte (early adaptors)” olanlar izliyor. Ve sol yarı “erken çoğunluk (early majority)” ile bitiyor. Daha sonra çan eğrisinin sağ yarısı “geç çoğunluk (late majority)” ve “geride kalanlar (laggards)” ile tamamlanıyor. Konuşmacının üzerinde durduğu konu ise bir sistemin adaptasyonunun bir şey yapılmaz ise erken adapte olanlardan sonra duracağıydı. Çoğunluğun bu sistemi kullanmaları için ise stratejik bazı planların ve uygulamaların gerçekleştirilmesi gerekliliğiydi. Bu yüzden kullanıcılarımızı çok iyi tanımamızı ve buna göre süreci planlamamızı önerdi. Bunun için de şu örneği verdi. “Erken adapte olanların diğerlerinden farkı, olabilecekleri görmek ve ihtimalleri sezmek. Diğerleri ise örnek görmeye ve nasıl yapıldığını anlamak için desteğe ihtiyaç duyuyorlar. Eğer bunları verebilirseniz adaptasyon daha kolay olabilir.” Etkileyici! Bence bu çıkarım tüm yeniliklerin adaptasyon süreçleri için kullanılabilir.

Okulumuzda da uygulamayı düşündüğümüz e-güvenlik akreditasyon programı ile ilgili sunum “Transforming Esafety provision: 360 degree safe, e safety mark” oldukça faydalıydı. BETT winner olarak da bu seneki BETT showa damgasını vuran 360 Esafety aslında pek çok kurumun önemseyip önemsememek arasında kaldığı bir konu ile ilgili danışmanlık yapıyor. Bu sistem okullara kendilerini değerlendirmelerini ve bu değerlendirmeye göre de yapılması gerekenleri çıkarmalarını sağlıyor. 547 okul ile yaptıkları değerlendirme sonucunda en çok öne çıkan sorun ise e güvenlik ile ilgili eğitimlerin kalitesi olmuş. Bunun için de bize önerileri “İyi bir içerik edinin ve müfredatınıza entegre edin!” oldu.

Kalan diğer iki oturumdan biri Visualiser diğeri de 31 Must Tools ile ilgiliydi. Visualiserın okulumuzda da kullanımına başlanması ile ilgimin bu sunuma çekildiğini söyleyebilirim. Bilmediğim bir şeye deyinmese de bu araçların daha gelişmiş özelliklerini izlemiş oldum. Laptop ile birlikte kullanımını sağlayan dock station büyük olduğu için sınıflarımızda kullanımı pek pratik olmasa da özel durumlar için kullanılabilir. Özellikle bilgisayarınıza yükleyebileceğiniz özel yazılımlar sayesinde animasyon ve klipler yaratmak mümkün. Standları gezerken de Genee ve Elmo gibi popüler visualiserları deneme fırsatı yakaladım. 31 Must Tools ise tam bir hayal kırıklığı olmakla birlikte Freedman’ın listesini belki siz okuyucularımın ilgisini çeker düşüncesiyle paylaşmak istedim.

Reklam ve broşür bolluğu içeren bir BETT’i geride bıraktık. Her ne kadar pek çok kişiden bu fuar ile ilgili klişe yorumlar ve eleştiriler duymuş olsam da benim için son derece faydalı bir etkinlik oldu. Hem popüler eğilimleri görmek hem de yeni çıkan teknolojilerle tanışmak işin keyifli ve heyecan verici yanıydı. Tekrar gider misin deseler, giderim!

Comments are closed.

CONTACT ME

Address: Arnavutköy Mah., Kuruçeşme Cad. No:87, Arnavutköy/İstanbul

Phone: (0212) 359 2222

Email: burcuaybat {at} gmail {dot} com