2010 / 6 Mayıs

Benim blog mesajım nasıl olmalı?


Picture2

İlk günlüğümü hatırlıyorum. Mavi deri kapağı haricinde gösterişsiz, düşük kalitedeki yaprakları ve kitaplığımın rafına diklemesine sığmayan bir boyu vardı. Bu nedenle ev sakinlerinden ve meraklı erkek kardeşimin hırsız ellerinden kaçırmak oldukça zor olmuştu. Bizim neslimizden herhangi birine  “günlük” kelimesi için “ ‘gerçek’ kimliğinizi korkusuzca sergilediğiniz ‘gizli’ defter” tanımını kullansam hiç şaşırmaz ve hatta heyecanla kendi günlüklerini nerelerde sakladığını anlatmaya koyulur. Kaç günlük kaybettim acaba diye düşünüyorum. İşte bunu hatırlayamıyorum. Son ve tek hayatta kalan günlüğüm ortalıkta, kitapların arasında sürünüyor ve ne eski ev arkadaşım ne de eşim içinde ne yazıyor umursamadı hiç. İlginç ve üzücü oldu benim için çünkü dünyanın benim etrafımda döndüğünü düşündüğüm dönemde herkesten kaçırdığım “ben” artık ilgi çekmiyor. İçten içe ne düşündüğümün merak ve takip edilmesini istiyormuşum demek ki. Tam bu keşif için geç kaldım derken imdadıma blog koştu. Herkesten sır gibi sakladığım düşüncelerimi şimdi tam tersi dünyaya haykırmak istiyorum. Bu size de olmuyor mu? Bazen bir çizim, bazen bir melodi, bazen de bir satır ile…

Eskiden sadece kendime sakladığım düşüncelerin kelimeler ile güç bularak başkalarının düşüncelerine karışması bir tıklama kadar uzaklıkta artık. Peki soruyorum size: 2007 yılında 112 milyondan fazla blog varken şimdi kaç blog ile insanlar düşüncelerini paylaşıyorlar? Neler yazıyorlar? İçeriği birbirinin kopyası ve bağlantıları takip ederek ne aradığınızı unutacak kadar kaybolduğunuz blog dünyası beni endişelendiriyor. Bir yandan da başka bir yolla belki de hiç tanıyamayacağımız beyinlerin içinde yol aldığımız serüven beni heyecanlandırıyor. 

Milyonlarca yağmur bulutunun olduğu bir gökyüzü düşünün. Hangisinin altında ıslanmak istersiniz? Tabii ki kelimelerin ıslık çalar gibi yağdığı, çamurdan kirden arınmış, berrak bir dille yazılmış, aklınızda şimşekler çaktıracak yaratıcılıkla kaleme alınmış ve bıktırmayacak uzunlukta süren bir yağmurun altında.

Neden bu mesajı eklediğimi düşünenler olacak haliyle? Düşüncelerine ve eleştirilerine çok değer verdiğim bir arkadaşımın blogum ile ilgili son olarak paylaştıkları bende bu yazıyı yazma ihtiyacı uyandırdı. “Burcu paylaştıkların güzel ama bu yazı senin standartlarının altında olmuş!” Tepeme bir balyoz gibi inen ama hiç acıtmayan bu eleştiri “Benim blog mesajım nasıl olmalı?” sorusunu getirdi aklıma. Arama yaptığınızda karşınıza çıkan önerilerden biraz farklı olacak belki de ama işte bu sorumun cevabı… Sır değil, sizlerle paylaşıyorum…

Okurken bıktırma!

Farklılıktan korkma!

Zıt düşüncelere yer ver!

Eleştir ama İncitme!

Tarzını yakala!

İçeriğinin kalitesini koru!

Kaynaklarını göster!

Okuyucunu tanı!

Yazmaktan keyif al!

Comments are closed.

CONTACT ME

Address: Arnavutköy Mah., Kuruçeşme Cad. No:87, Arnavutköy/İstanbul

Phone: (0212) 359 2222

Email: burcuaybat {at} gmail {dot} com