2013 / 16 Kasım

Başarılı bir BYOD programı


 

BYOD? BYOT? BYOM? Şimdiden kendinizi kısaltmalar arasında kaybolmuş hissediyor musunuz? Okulunuzda hayata geçirdiğiniz programı nasıl isimlendirirseniz isimlendirin. Bana göre bir gün bu terimlere ihtiyacınız olmadığında, işte o zaman program başarıya ulaşmış sayılıyor. Programın ikinci senesinde, okulumuza yeni gelen okul müdürümüzün “Sence 1:1 programının başarılı olduğunu nasıl anlayabiliriz?” sorusunu bu şekilde cevapladım. Gülümsedi. Ben de.

Programınıza taktığınız isim sadece maceranızda sizin gibi zorluklarla karşılaşan diğerlerini bulmanızı ve en iyi örnekleri paylaşmanızı kolaylaştırıyor. Aslında herşey öğrenmeyi daha etkin ve zengin kılabilmek için. Dönüştürebilmek için. Değil mi?

Okulun kültürü, öğrenci ve öğretmen profili, velinin sosyo-ekonomik durumu, okulun maddi ve insan kaynakları, alt yapısı, iş ve akademik çevreden gördüğü destek ve ilgi, marka değeri ve daha pek çok konu 1:1 programın tanımını belirleyebiliyor. On yıldan fazla 1:1 programı uygulayan okulların ise zaman içerisinde “Bring your own device” modeline geçtiği ise dikkatimizden kaçmıyor.

Robert Koleji bana göre pek çok sebepten dolayı BYOD modelini benimsedi. Birincisi teknoloji çok hızlı ilerliyor ve her geçen gün daha iyisi, hızlısı ve kolayı ile karşılaşıyoruz. Öğrenciler hep en yenisini kullanmak istiyorlar. Diğer bir sebep ise öğrenciler kendilerine ait bir araç kullandıklarında öğrenme süreçlerini daha fazla sahipleniyorlar. Araçlarını kişiselleştiriyorlar, özelleştiriyorlar ve gururla taşıyorlar. Aralarında Thomas Friedman’ın da olduğu pek çok ünlü kişi tarafından kullanılan “Kimse kiralık arabayı yıkamaz.” cümlesi beni hep gülümsetir. Öğrenciler kendilerine ait olan araçları daha dikkatli ve özenli kullanıyorlar.

Sadece BYOD programında değil, aslında tüm 1:1 modellerinde bana göre dijital vatandaşlık ve 1:1 programına yönelik politikaların oluşturulması, paylaşılması ve ihali durumundaki yaptırımların uygulanması önemli. BYOD programında bu konu daha da ön plana çıkıyor. Çünkü okul ve özellikle IT bölümü kontrolün öğrencide olduğunu kabul ederek, ortak dilin oluşturulması konusundaki çalışmalara önem veriyor. Robert Koleji’nde üç yıldır okulun paydaşlarının görüşleri alınarak pek çok kez yenilenen ve periyodik olarak yenilenmesini öngördüğümüz Bilinçli Kullanım Kuralları’nın (Responsible Use Policy) okul ve öğrenci arasında ortak anlayışın oluşmasında çok önemli bir yeri var. Ayrıca bu politikanın kısa versiyonunun hem etik tüzüğünde hem de okulun belli yerlerinde sergilenmesini sağlayarak bu dilin yayılmasını teşvik ediyoruz.

Her sınıftan en az iki öğrencinin yer aldığı Öğrenci Teknoloji Ekibi (Student Tech Crew) de BYOD programında çok önemli bir rol oynuyor bana göre. Bu ekibin kurulma amacı sınıf içerisinde teknik ilk yardımı yapmak ve öğretmen ve öğrencinin teknik sıkıntılara takılmadan öğrenme etkinliklerine odaklanmalarını kolaylaştırmak.  Başarı hikayesi olarak pek çok konferans ve etkinlikte paylaştığımız bu modelin benzerine başka okullarda da rastlamanız mümkün fakat Robert Koleji STC programını ilk yardım ekibi olma ötesine taşıyarak bunu bir liderlik programına dönüştürdü. STC üyeleri “geek”lerden değil teknoloji liderlerinden oluşuyor. Bu öğrencilerden beklentiler arasında teknolojinin etik ve bilinçli kullanımı konusunda liderlik etmek, teknik problemleri çözmek değil nasıl çözüldüğü konusunda yaşıtlarına rehberlik etmek geliyor.

1:1 BYOD programlarında nedense veli katılımı sadece cihaz alım sırasında önem arz eder. Bana göre eğer bir okul BYOD programını hayata geçiriyorsa, veliyi de öğrenme topluluğunun bir parçası olarak görmek durumundadır. Veli eğitim seminerleri, çalıştaylar ve odak grupları okul tarafından düzenlenmeli, veli-öğrenci-öğretmen-okul arasında transparan bir yapı kurulmalıdır. Geçen sene okulumuzda yaptığımız veli anketleri sonuçları ve veli odak gruplarından ortaya çıkan sonuçlar bizi veli eğitim programının hayata geçirilmesi konusunda cesaretlendirdi. Bu etkinliklere katılamayan velileri çeşitli kaynaklara ve online kişisel gelişim fırsatlarına yönlendirmek de etkili bir çözüm olabilir. Bu tür fırsatları kullanan ve öğrenci ile aynı dili konuşan bir veli; teknoloji entegrasyonunda yol almış bir okul, teknolojiyi hayatının her anında kullanan öğrenci ve kendisi arasındaki uçurumun oluşmasını engelleyebilir.

“1:1 programın başarısını nasıl anlayabiliriz?” sorusuna geri dönmek gerekirse, açıkçası cevabı bilmiyorum. Ancak testler ve sınavlar ile elde ettiğimiz akademik başarı sonuçlarının bunu kesinlikle ortaya koyamayacağına eminim. BYOD programının üçüncü senesindeyiz ve her geçen gün daha çok sorumuz oluyor. Fakat doğru yolda olduğumuzu hissediyorum çünkü artık sorduğumuz sorular daha çok öğrenme ve öğrenci ile ilgili.

Comments are closed.

CONTACT ME

Address: Arnavutköy Mah., Kuruçeşme Cad. No:87, Arnavutköy/İstanbul

Phone: (0212) 359 2222

Email: burcuaybat {at} gmail {dot} com