2010 / 30 Mart

Apple Education Leadership Summit (Czech Republic / 26 – 28, 2010)


Avrupa Uluslararası Okullar Birliği ve Apple Eğitim Takımı’ının ortaklaşa Prag’da 3 gün boyunca düzenlendiği “Apple Education Leadership Summit“, Cumartesi günü oldukça yoğun bir programı olsa da hem Lobkowicz Palace’da yapılan açılışı hem de sunum içerikleri ile heyecan verici bir konferanstı diyebilirim. Prag’ın büyülü atmosferini de eklersek memnuniyetsiz ayrılan bir katılımcı olmamıştır diye düşünüyorum.

IMG_0474

Marco Torres’in “Harekete Geç: Farklılık Yarat” isimli sunumundaki hem espirili hem de düşündürücü performansı ile konferans başladı. Bir öğretmen olan Marco öğrenen toplumunun günümüzün değişen ihtiyaçlarına uyum sağlaması üzerinde çalışıyor ve uygulamalarda bulunuyor. Medya araçlarının yoğun olarak kullanıldığı proje örnekleri gerçekten etkileyiciydi. Özellikle öğrencilerin güçlü yönlerini ortaya çıkaran ve kendi seslerini medya aracılığı ile sergilediğini gösteren örneklerdi bunlar. Marco’nun beni en etkileyen ifadesi ise bence biz eğitimcilerin hala “öğrenen”  olduğumuzu vurgulamasıydı. Klişe gibi görünen bu söz belki de en çok söylemlerimizde yer alan ama en az uyguladıklarımızdan. Marco Torres’in bir önerisi daha var bize, teknolojiyi eğitimle birleştirme noktasına geldiğimizde: “Not focus on solution but stay in the questions”. Yani çözümden çok sorulara odaklanmak. Bu konuda benzer düşüncelere sahibiz. İyi soruların bizleri daha fazla soruya yönelttiğini ve ilk soruların cevaplarını bulsak bile diğer soruları cevaplamak için ilerlemeye devam ettiğimizi düşünmek günümüzün popüler anlayışı “hayat boyu öğrenmeye” de bir gönderme olur. Peki Marco’nun soruları nelerdi? “Yenileşme nedir? , Nasıl bir yolu takip ediyorsunuz? Yaptığınız işi seviyor musunuz?, Seni uzman yapan ne? Günümüzde nasıl öğreniyoruz? Nasıl bir üretensiniz? Öğrencilerimiz için nasıl ortamlar kurguluyoruz ve oluşturuyoruz? Okul dışında öğrenme nasıl?” Farklı bakış açılarının ve farklı çözüm yollarının ancak risk alarak gerçekleştiğine de değinmeden edemedi. Yaratıcılığı körükleyen Ken Robinson’un da değindiği gibi bir noktaya farklı perspektiflerden bakmak. Tecrübe-merak-yaratıcılık üçgeninin gelecekte hatta günümüzde başarının anahtarı olacağından kimsenin şüphesi yok. Marco’nun da…

IMG_0486

Stephanie Hamilton’un sunduğu “Dönüşüm” Dr. Ruben Puentedura’nin bir teorisine dayanıyor. Dört aşamalı SAMR modeli bence her eğitim teknoloğunun gözden geçirmesi gereken bir model. Teorinin pratiğe nasıl yansıtılabileceğini öyle güzel tasvir ediyor ki modeli ilk gördüğümde işte bu okullarımızda entegrasyon adına yaptığımız tüm yanlışları gözler önüne seriyor diye düşündüm. Stephanie de çok güzel örnekler vererek teknolojiyi eğitime entegre ettiğimizde”gelişim” mi”dönüşüm” mü yaptığımızı sorgulamamızı sağladı. SAMR (Substitution-Augmentation-Modification-Redefinition) modeline göre uyguladığımız pek çok teknoloji entegrasyonlu etkinlikler Substitution adımında. Redefinition a doğru gidildiğinde teknoloji entegreli etkinlikler daha özgün ve daha farklı görevler içeriyor. Kısacası teknolojiyi işin içinden çıkardığınızda o görevi gerçekleştiremiyorsunuz. Tabii ki Stephanie teknoloji entegrasyonuna yeni başlıyorsanız ilk adımdan başlayabileceğimizi ama ilerledikçe son adıma doğru gitmemiz gerektiğini önerdi. Eğer “dönüşüm” yapmıyorsanız da paranızı boşa harcıyorsunuz demeden geçemedi. SAMR modeli ile ilgili Dr. Ruben’in hazırladığı pdf’i incelediğimde de görselliğin, simulasyonların, online sosyal paylaşım ortamlarının, dijital hikayeciliğin ve eğitimsel oyunların “dönüşüm”e ortam hazırladığını farkettim. Bu anlamda geliştirdiğimiz eportfolyo ve dijital hikayeler, kullandığımız bloglar da aslında “dönüşüm”e bizi yaklaştıran uygulamalar.

Bir diğer popüler konu Wayne Shackelford’un video ve film düzenleme araçlarının kullanımı, öğrencinin görsel dili kullanarak sesini duyurması oldu. Wayne örnekler paylaştı. İşte tecrübelerine dayanarak bizlere önerdikleri:

  • Grup içerisinde rolleri dağıtın.
  • Öğrencilere özgür hissettikleri bir çalışma ortamı hazırlayın.
  • Onlara izleyiciyi verin.
  • Öğrencilerin seslerini duyurmaları için yüreklendirin.

Bu sunumun ise en beğendiğim sözcüğü “perfect satisfaction” oldu. Proje sonunda öğrenciler ile yapılan röportajda bir öğrenci bu ifadeyi kullanmıştı. Gerçekten tüm projelerimiz keşke “perfect satisfaction” ile bitse.

“Geleceği Yazmak” Bill Ranking tarafından sunulan etkileyici bir performans oldu. Mesaj içeren bir sunumun ötesine gidemese de neden insanlar teknolojiye ihtiyaç duyuyor sorusu ilginçti gerçekten. Bizi çok eskilere, şimdi teknoloji olarak adlandırmadığımız parşomenden kitaplara geçişe götürdü. Taşınabilirlik ve rastlantısal(düzensiz) erişimin teknolojinin ilerlemesindeki anahtar faktörler olduğuna değindi. Gerçekten de bu fikirleri günümüze uyarladığımızda özellikle Web 2.0 teknolojilerine geçişte de bu faktörlerin etkili olduğu yadsınamaz. Teknolojinin gelişimini bir bakkal örneği ile verdi ki bu çok etkileyiciydi. İlk teknolojilerin bir lokal bakkal özelliği gördüğünü ve bu teknolojilerde “erişim”de sıkıntı yaşadığımıza değindi. Daha sonra marketlerden bahsetti. Burada yaşadığımız sıkıntı ise “seçmek”. Üçüncüsü ve diğerlerinden en zorlusu ise şimdiki teknolojiler. Zorluk ise “değerlendirmek”. Gerçekten de Web 2.0 teknolojilerinde içerikleri, insanları ve ilişkileri değerlendirmek oldukça zorlayıcı.

Son oturumun ve günün yorumu ise “not the technology but the behaviour” oldu. Bir toplumun kültüründeki değişimlere teknolojinin kendisi değil de teknolojinin yarattığı davranış değişikliklerinin sebep olduğu görüşü vardı. Bu ifadeyi söyler söylemez Facebook’un buna güzel bir örnek olduğunu düşündüm. Bence toplum üzerinde en çok davranış değişikliklerini gözlemleyebildiğimiz araçlardan bir tanesi. Şimdi ise blog’un insanların kimliklerini, duygu ve düşüncelerini yansıtmalarında davranış değişikliklerine sebep olduğuna inanmaya başladım. 

Geriye dönüp baktığımda yoğun bir günün ardından çok fazla fikirle ve soruyla ayrıldım. Akademik anlamda da ilk yapacağım çalışma SAMR modelini daha detaylı araştırmak, uygulamaları incelemek ve hatta uygulamalar geliştirmek olacak. Bu uygulamaları da en kısa zamanda paylaşmak isterim.

Tabi Prag’ın güzelliklerinin tadına muhteşem arkadaşlıklarla vardığımı söylemeden edemeyeceğim.

IMG_0472

Comments are closed.

CONTACT ME

Address: Arnavutköy Mah., Kuruçeşme Cad. No:87, Arnavutköy/İstanbul

Phone: (0212) 359 2222

Email: burcuaybat {at} gmail {dot} com