2012 / 28 Nisan

21. Yüzyılın Okulları


Öğrenci profili değişti. Müfredat ise 21. yüzyıl becerilerini esas alarak yeninden şekilleniyor. Ve öğretmenlerimiz “digital native” dediğimiz bu kitleye bu becerileri kazandırmak için öğrenme aktivitelerini teknolojiyi kullanarak tasarlamaya çalışıyor. Eğitimdeki bu farkedilebilir değişiklikler, ihtiyaçlar ve gelişmeler Türkiye’nin önde gelen özel okullarının 1:1 laptop projesini başlatmalarına neden oluyor. (Yoksa Milli Eğitim Bakanlığı’nın uzun süredir üzerinde çalıştığı Fatih Projesinden midir?) İstanbul’da IICS, Robert ve Hisar okullarında geçtiğimiz iki yıl içerisinde hız kazanan 1:1 laptop çalışmaları diğer okulların da ilgisini çekmeye başladı. 27 Nisan Cuma günü IICS’de katıldığım LTEN çalıştayında pek çok önde gelen özel okulun yöneticileri, IT direktörleri, bilgisayar öğretmenleri ve ETC ler biraradaydı. Tüm gün süren tartışmalar ve fikir paylaşımları herkes için faydalı oldu görüşündeyim.

1:1 ve mobil teknolojilerinin eğitime getirdiği değişiklikler üzerinde dönen ilk tartışma her zaman ve her yerde olduğu gibi ne yazık ki hangi aracı kullanmalıyız sorusuna getirdi bizleri. Ipad mi, netbook mu, yoksa laptop mı? Ipad mi yoksa android mi? Bu tartışma açılınca bir yandan içim cız ediyor çünkü teknolojiyi değil öğrenmeyi konuşmak istiyorum. Her okulun kültürü ve yapısı birbirinden farklı, hatta aynı okul içerisinde ilköğretim ve lise bile büyük farklılıklar gösteriyor. Neden herkes için aynı araç olsun ki? Tek doğru bir cevap da yok bu soru için. Biz okulumuzda BYOD (Bring Your Own Device) modelini benimsedik. Bu metod bizim okulumuz için en uygun çözümdü. Gözlemledik ki uzun süredir laptop programı yürüten pek çok okul laptopları önce kendileri dağıttılar, sonra da öğrencilerin laptoplara sahip çıkmadıklarından yakındılar en sonunda da öğrencilerin kendi laptoplarını getirmelerine izin vermek zorunda kaldılar. Diğer bir tartışma pilot çalışmayı nasıl başlatacağız oldu. IICS’den Akademik lider John pilot çalışmanın gönüllü ve istekli öğretmenler tarafından başlatılması gerektiğini paylaştı. Kesinlikle katılıyorum, çünkü her yeni programda olduğu gibi öğretmenlerin sürecin sağlıklı işlemesi açısında çok büyük katkıları vardır. Fakat aklıma gelen ilk şey gönüllü öğretmenlerin pilot çalışmada yer alması öğrenciler arasında bir eşitsizlik yaratabilirdi. Öğrencilerin yakınması gözümün önüne geliyor. “Falanca öğretmen sınıfında laptop kullandırıyor, siz niye kullandırmıyorsunuz?” Bu da pilot çalışmada yer almayan öğretmenlerin üzerinde haksız bir baskı yaratabilir ve öğretmenler içerisinde de hoşnutsuzluğa sebep olabilir çok doğal olarak. Benim düşüncem bir pilot çalışma başlatılacaksa eğer, aynı seviyede tüm sınıflar ya da aynı seviyede bir branş olarak başlatılabilir. Genellikle küçük sınıflardan başlamak sonraki senelerde kademeli geçişe fırsat yaratır.
Japonya’da YIS’dan Kim Cofino ile yapılan Skype konferansında da Kim bizimle 1:1 laptop programları ile ilgili tecrübelerini paylaştı. ETC olan Kim’e gelen tek (ve çok önemli) soru öğretmenlere sunulan PD fırsatları oldu. İlk zamanlar eğitimleri okul sonrası yapan Kim, görmüş ki hem kendisi hem de öğretmenler için çok faydalı olmamış. PD de bizim işimizin bir parçası olduğuna göre neden okul zamanı olmasın ki diyor. Şimdi ise okul zamanı içerisinde PD oturumlarını düzenlediğini ve bu şekilde de katılımın daha fazla olduğuna dikkat çekti. Özellikle yeni bir uygulama olarak yemek zamanı daha çok toplandıklarından sözetti. Ayrıca bizim için yeni birşey değil ama Tech Mentor Grup oluşturmuşlar. Bu grup üyeleri yeni teknolojileri denemek ve tartışmak için daha sık biraraya gelerek kazanımlarını bölümleri içerisinde paylaşıyorlar. Blogları ve Diigo sayesinde birbirleri ile sürekli paylaşımda bulunuyorlar. Haftada 6 saat drop-in şeklinde zamanları var. Bu saatlerde öğretmenler gelip sorularını soruyorlar, kısa eğitimler yapılıyor. Ayrıca PD günleri ve haftasonu eğitimleri de mevcut. Bize önerileri misyon ve vizyonumuzu tüm okul camiası ile çok net paylaşmamız, “digital media literacy”, “project-based learning”, “game-based learning” ve “global collaboration” konularında da daha çok çalışmamız oldu.
Arada hiç teknoloji kullanmama sözü verdik fakat Sherry Turkle’ın TED Talk izledik. Ironikti. :)
Yeni literacyler ile ilgili olan ikinci tartışma biraz dağınık geçti. Fakat genel olarak 21. yüzyıl becerilerinden bahsedildi. Son tartışma herkesin en çok ilgisini çekecek bir konu olan araçlar oldu. Flipped Classroom ile ilgili son yazımı hatırlayacaksınız. Bu metod için öğretmenlerin kullanabileceği, Camtasia (Windows için Camstudio), Phun gibi video ve animasyon hazırlama programları gösterildi. Adobe Presenter de yine bir seçenek olabilir diye düşünüyorum, eğer öğretmenler halihazırda sahip oldukları powerpoint sunumlarını video ya dönüştürmek isterlerse. Qr code kullanımından bahsedildi. Socrative, Yola ve Weebly (eportfolyo için kullanılıyor), Muvizu gibi araçlar örneklerle tanıtıldı. Etkileyiciydi.
Bir sonraki sene Sofia da tekrar toplanma sözü vererek ayrıldık. Bu güzel organizasyonu düzenleyen Tom Johnson ve ekibine çok teşekkür ediyorum.

Comments are closed.

CONTACT ME

Address: Arnavutköy Mah., Kuruçeşme Cad. No:87, Arnavutköy/İstanbul

Phone: (0212) 359 2222

Email: burcuaybat {at} gmail {dot} com